Latest news

Çocukluğumun oyunuydu simcity. Sanırım 90′lı yıllların başındıydı. Nasıl oynanacağını çözmem bir haftamı almıştı. Ancak çözdükten sonra müptelası olmuştum. Okuldayken kuracağım şehri hayal ediyordum. Simcity 2000 çıktı sonra. Hiç unutmam 2 MB ram istoyordu ve o dönem bu özellik her bilgisayarda bulunmuyordu. Babama ram için nasıl yalvardığım hala aklımdadır. Sonra serinin diğer oyunları geldi ve hepsini severek oynadım. Simcity 4′ün çıkışından bu yana 10 sene geçti ve 5 Mart’ta EA yeni Simcity’i satışa sundu.

10 sene geçmesini saymazsak buraya kadar her şey normal. Asıl olay yayından sonra patlak verdi. Oyun, kullanıcılarının her zaman online olmak zorunda bırakacak şekilde yapılmıştı. Neden mi? Cevabı basit, korsanı engellemek için. Para verip acıdığım ender oyunlardan biri olan Diablo 3 de hatırlarsanız benzer bir kurgu kurmuştu. Battle.net’e bağlanmadan oyunu oynayamıyordunuz. EA de aynı yoldan gitti. Ancak şu geçen 1 hafta gösterdi ki, EA tüm işi yüzüne gözüne bulaştırdı. Şöyle ki böyle bir kurgu yapıyorsanız, bunun teknolojik altyapısını da çok iyi ayarlamanız gerekmektedir. 1.günden itibaren sunucuların hiç biri yanıt veremediğinden 60$ bayılıp da bir hevesle oynamaya çalışan kimse daha oyunun yüzünü göremedi. EA yaptığı işi daha da sıvayarak “tahminimizin üzerinde kapasite kullanımı oldu” diyerek kendini savunmaya çalıştı.

Bence en güzel tepki oyun dünyasının baş aktörlerinden Gamespot ve IGN’den geldi. Gamespot sunuculara ulaşılamamasıyla sürekli dalga geçerek oyuna sadece 5 puan verdi. IGN ise “size oyunun tanıtımını yapmak istiyorduk ama bağlanmayı bir türlü beceremedik, o yüzden en iyisi bir süre daha bu oyunu almayın” dedi. Amazon ise çok ciddi sayıda alıcının parasını geri vererek, oyunun satışını durdurdu.

EA,ise pişkin pişkin, “satılan mal geri alınmaz, biraz sabredin hataları düzelteceğiz” dedi ve 18 Mart için alıcılara bedava ekstra bir oyun sözü verdi. Sonra sunucuların hatalarını gidermek, yeni sunucular almak yerine oyunda onlara göre “çok önemli olmayan” özellikleri kapatarak bir yama yayınladılar.

Daha önce de bu blogda yazmıştım, EA’yi bit kadar sevmem. Rezil oluşlarını da görünce içimin yağları eriyor. Simcity’ye gelirsem, bu oyunu hatalar düzelse bile oynar mıyım? Zannetmem. Tanımadığım, etmediğim insanlarla beraber bir şehri yönetmek hiç mi hiç hoşuma gitmedi.

Gamespot’un dalga geçer nitelikteki videosunu izlemek isterseniz:

Öncelikle söyleyeyim dizisini hiç izlemedim. Ancak oyun o kadar başarılı ki büyü bozulmasın diye izlemeyi de düşünmüyorum. Oyun dedim ama aslında Walking Dead’a oyun demek yanlış olur. Bildiğiniz interaktif bir dizi. Sizin seçimlerinizle hikayenin gidişiatı şekilleniyor. İtiraf edeyim Gamespot yılın oyunu yarışmasında oy hakkımı Far Cry 3′den yana kullanmıştım ancak herhalde bugün o yarışma tekrar yapılsaydı büyük ihtimalle oyumu Walking Dead’e verirdim.

Hikayeden kısaca bahsedecek olursak, oyunda Lee Everett adlı etkileyici ses tonu hariç herhangi bir özelliği olmayan normal bir vatandaşı canlandırıyoruz. Oyunun açılış sahnesinde karımızı ve aşığını öldürdüğümüzden mütevellit polis arabasında hapishaneye doğru yol alıyoruz. Yolda karşımıza birden bir zombi çıkıyor ve araç yoldan çıkarak ormanlık bir alana sürükleniyor. Uyandığımızda polisi ölmüş ve etrafın zombilerle çevrili olduğunu görüyoruz. Kıçımızı oradan kurtararak kendimizi en yakın eve atıyoruz. Burada Clementine adlı dadısı ölmüş, ailesi tatilde mahsur kalmış küçük bir kızla tanışıyoruz. Onu da yanımıza alarak türlü maceralar yaşayarak hayatta kalmaya çalışıyoruz.

Yukarıda söyledim ama tekrar belirteyim aslında bu bir oyun değil. Point Click Adventure tarzı olarak nitelendiriliyor ancak bence alakası yok. O oyunların en büyük özelliği bulmacalardır. Etraftan çeşitli nesneler toplayıp, bunları birleştirerek çevreyle etkileşime geçerek bir şeyler yapmaya çalışırsınız. Bu oyunda öyle bir şey yok. Bütün bulmacalar çok çok çok ama çok kolay. 4 parçalık puzzle yapmak ne kadar zorsa bu oyundaki bulamacalar da o kadar zor. Ancak bu durum oyundan bir şey götürüyor mu? Tabi ki hayır. Bizim olayımız konuşmalar ve tercihler. Tercihler o kadar zor ki, bazı sahnelerde “Allah’ım tercihi bana bırakmasın, sahne devam etsin” diye dua bile ettim. Bu duruma birkaç örnek vereyim. Bir sahnede ilaç, yemek vs. toplamak için bir arkadaşımızla terkedilmiş bir dükkana giriyoruz. Söylememe gerek yok etraf zombi dolu. O sırada bir kadın caddenin ortasında koşarak yardım istiyor. Hemen akabinde de ısırılıyor. Kadının acılarına son verip onu öldürmek veya zombiler tarafından yenmesine izin verilerek binadan çıkmak için zaman kazanmak bizim tercihimiz. Ben ikinciyi seçtim, ancak seçmez olaydım. Ondan sonraki 5 dakikalık süre boyunca arka planda durmadan kadının çığlıklarını duymak zorunda kaldım. Yine başka bir sahnede ayağını kapana kaptırmış bir genç buluyoruz. O sırada zombiler üzerimize doğru geliyor. Kapan sıkışmış ve açılmıyor. Genci zombilerin eline bırakmamak için öldürmek veya bacağını baltayla kesip kurtarmak arasında bir seçip yapmak zorunda kalıyoruz. Hangi seçimi yaptığımı ve devamını anlatmayacağım. J

walking dead 2

Konuşmalar oyunun gidişatını etkileyen en temel unsurlardan. Kime ne diyeceğinizi dikkatli seçmek zorundasınız. Çünkü oyunun başında söylediğiniz bir cümle, oyun sonuna kadar karşı tarafın aklında kalıyor ve davranışları ona göre şekilleniyor. Söylememe gerek yok, oyunun dili ve altyazılar İngilizce. Ancak yorumları okuduğum kadarıyla Türkçe altyazılar da internette bulunabiliyormuş.

Seslendirmeler ve müzik on numara olmuş. Özellikle final müziği insanı acayip etkiliyor. Merak edenler için final müziğini seslendiren Alena Diana, şarkının adı da Take Us Back.

Benim hoşuma giden başka bir nokta da bölüm sonlarındaki creditslerde besledikleri hayvanları da yayınlamaları. Bir de her seferinde dikkatimi çeken Stark soyadlı bir kişiye Edward (bunu uydurdum) “Winter is Coming” Stark demeleri.

Oyunun en büyük artılarından biri de oyun sevmeyen/tanımayan kız arkadaşınız, eşiniz veya arkadaşınız’la çok rahat oynayabilmeniz. Tabi ki zombilerden ve şiddet sahnelerinden korkmaması önemli bir nokta. Oyundan daha ziyade film gibi ilerlediği için vaktin nasıl geçtiğini hiçbir şekilde anlamayacaklar.

Oyunun steam’de 25$ gibi makul bir fiyatı var. İndirim zamanlarını beklerseniz, benim gibi 12$’a da alabilirsiniz. Psn Network’te 46 TL, Xbox marketplace’de 400 puan.

Özetlemem gerekirse Telltale harika bir iş çıkarmış. Bu kadar iyi bir oyun kesinlikle beklemiyordum. Oyun uzun zamandır kütüphanemde duruyordu ve vakit bulup oynayamamıştım. Diziyi izlemediğim için de keyif vermez sanıyordum. Oynadıktan sonra iyi ki almışım, iyi ki oynamışım diyorum. Zaten Walking Dead, bir çok sitede 2012′nin en iyi oyunu seçildi, hatta abartılıp gamesradar.com’un tarihin en iyi 100 oyunu arasında kendine 24.sırada yer buldu. Önem verenler olabilir, Metacritic notu da 95!

Oyunun sonunu söylemeyeceğim ancak anlaşılan o ki serinin 2.bölümü de gelecek. O zaman bu kadar beklemeyip çıktığı gün alacağım.

Steam: http://store.steampowered.com/app/207610/

Psn Network: https://store.sonyentertainmentnetwork.com/#!/en-tr/cid=EP2026-NPEB00957_00-PTHEWALKIN000005

Xbox Market: http://marketplace.xbox.com/tr-TR/Product/The-Walking-Dead/66acd000-77fe-1000-9115-d802584111de

Assassin’s Creed’in resmi sitesine girerseniz sizi bir sayaç karşılıyor ve yeni oyunun pazartesi açıklanacağı müjdeliyor.

Yeni oyunun adı Assassin’s Creed IV: Black Flag olacakmış.

Ancak resmi açıklama gelmeden dedikodularu şimdiden yayılmaya başlandı.

Oyunda bu sefer korsan olacağız.  Bu yüzden herkes Karayipler’de geçecek diyor ama bakalım.

29 Ekim 2013 tarihinde satışa çıkacak oyun Playstation 4, Yeni Xbox, Xbox 360,Playstation 3, Wii U ve PC uyumlu  olarak çıkacak.

Randall Wayne… Zombilerle çevrelenmiş bir dünyada, hayatta kalmayı, daha doğrusu zombiye dönüşmemeyi, başarabilmiş az sayıdaki insanlardan biri. Tek amacı var, kızını ve karısını bulmak. Bunun için kendisi gibi hayatta kalmayı başarabilmiş insanların toplandığı “Güvenli Yer”e ulaşmaya çalışıyor. Oyunun senaryosu kısaca bu. Görmüş olduğunuz üzere, fakir kız zengin oğlan klişesinden sonra en çok kullanılan senaryoya sahip. Spoiler olmaması için söylemiyorum ancak oyunun kendisinden beklenmedik bir şekilde sürpriz bir finalle bitiyor.

Oyun 2 boyutlu platform oyunu sayılabilir. Sayılabilir diyorum çünkü platform oyunlarından alışık olduğumuz zıplamalı, hoplamalı, ateş etmeli aksiyonlar bu oyunda oldukça az. Onun yerine bulmaca öğelerine ağırlık verilmeye çalışılmış. Yapımcı firma, Tequila Works, oyunu yaparken Randall’i tasarlarken “süper kahraman yerine normal bir adam olmasını istedik” diyor. Ancak bunu başarabildiklerini düşünmüyorum. Çünkü Randall, süper balta kullanıyor, silahla herkesi kafadan vurabiliyor, çok uzun mesafe zıplayabiliyor ve bir atlet gibi koşabiliyor.

Oynanabilirlik ise maalesef iyi değil. Oyun çok yavaş bir tempoda ilerliyor ve bir süre sonra sıkılıyorsunuz. Bir gecede oturup, kasayım da oyunu bitireyim deme şansınız sabrınızla doğru orantılı. Hikaye de çok klişe olduğu için sizi içine çekmiyor. Ancak yine de hiç kafa yormadan elinize gamepad’inizi (veya klavyenizi) alıp vakit geçirmek için ideal. Bulmacalar hiç zor değil. %95′ini ilk görüşte çözebiliyorsunuz.

“Bu kadar olumsuzluklara rağmen, niye oynadın?” diyenlere tek bir cevabım var: Grafik… 3 boyutlu dünya üzerine 2 boyutlu olarak tasarlanmış. (Kendilerine oyun dünyasında 2.5D deniyor) Bir çok oyun çizgi film tarzı grafikler kullanırken, Deadlight daha gerçekçi grafiklere yönelmiş ve bunu da çok iyi başarmış. Oyun oynarken bir sonraki sahneyi gördüğünüzde hayran kalıyorsunuz. Senaryo ve oynanabilirliğin yapamadığını grafikler yapıyor ve sizi oyunu oynamaya zorluyor.

deadlight

Ses de oldukça başarılı. Özellikle Randall’i seslendiren abimizin tok sesi mest ediyor. Yapımcı firma müziklerini de oldukça beğenmiş olacak ki Soundtrack albümünü ayrıca satıyor. Geçiş sahnelerinde bende ses gelmiyordu. Araştırınca bunun bir dll dosyasından kaynaklandığını öğrendim, dosyayı download ettiğiniz yenisiyle değiştirdiğim an problem düzeldi. Bu kadar bariz bir hataları olmasına karşılık yapımcı firmanın neden bu durum için bir patch çıkarmadığını anlayamadım.

Oyunun fiyatı genellikle steam’de 15$. İndirim günlerinde 7$’a kadar düşebiliyor.

Eğer zombilerle ilgili şeyleri seviyorsanız, kafa yormayacak güzel grafikli bir oyun arıyorsanız Deadlight’ı çekinmeden tavsiye ederim.

Sonunda buldum… J Uzun zamandır çocukluğumda Sinclair ZX-Spectrum’umumda oynadığım bir oyunu internet kazan ben kepçe arıyordum. Bakmadığım eski oyun sitesi kalmamıştı. O dönemin 8 bit grafikleri birbirine benzediğinden ve oyunla ilgili aklımda sadece anılar kaldığından bulmam çok uzun zaman aldı ancak sonunda buldum.

Oyunun adı JetPac’miş. 1983′te yayınlanmış ve o dönemin efsane oyunları arasında kabul ediliyormuş. Oyunla ilgili en son haber, oyunun remake’inin 2007′de Xbox için çıkmış olması. Ancak ben kendisine rastlayamadım.

Konusu oldukça basit. Bu sefer istilacı uzaylılar değil, biziz. Uzayda astronot kıyafetimizle türlü yaratıklarla savaşıp önce gemimizi tamir ediyoruz, sonra ona yakıt dolduruyoruz. Yüksek puan için değerli nesneleri de toplamayı unutmuyoruz.

Oyun online olarak http://www.smashing.com/jetpac/# adresinden oynanabiliyor. Çok başarılı bir emülasyon olmasa da idare eder.

Bu arada başlık niye Heministan derseniz, çocukken oyunların adlarını bilmediğimizden ötürü bu oyuna abim ve kuzenimle beraber Heministan adını vermiştik. (Düşmanlara hemini diyorduk.)

Eğer fırsatım olursa Unity’de bu oyunun remake’ini yapmayı düşünüyorum.

Oyun hakkında daha geniş bir tanıtım için:

psx4_3

Sony, 20 şubatta gerçekleştirdiği bir etkinlikle hiç kimsenin beklemediği bir zamanda, süpriz bir şekilde Playstation 4′ü duyurdu. Yorumu önceden yapayım: Genel olarak beklentilerin altında kalsa da oldukça iyi bir ürün olmuş. En azından donanımsal olarak fersah fersah üstün PC’lerle aradaki farkı azaltmış durumda. Bu bile önümüzdeki aylarda açıklanması beklenen Xbox’la beraber oyun piyasasına ciddi bir hareket getirmeye yeter de artar.

Tanıtımla beraber artık Playstation 4′ün donanım özelliklerini ve birçok fonksiyonunu biliyoruz. Ancak kasanın tasarımı gibi hala bilmediğimiz, sonradan açıklanacak özellikler de var. Bilinmeyenleri bir kenara bırakıp, gelin ilginizi çekebileceğini düşündüğüm açıklanan özelliklerden bazılarına bir göz atalım:

Offf.. Grafikler muhteşem olmuş… mu acaba?

Playsation 3′ün (ve Xbox 360′ın) 2005 yılında çıktığı düşünüldüğünde beklenti Playstation 4′ün devrim niteliğinde grafiklere sahip olmasıydı. Ancak açıklanan bilgiler gösterdi ki, bu maalesef gerçekleşmeyecek. Bizi “muhteşem” grafikler yerine “gayet iyi” grafikler bekliyor. Tam olarak adı telaffuz edilmese de Radeon HD 7870 ekran kartıyla çıkacağı tahmin ediliyor. Bu da günümüzde orta-üst sınıf bir ekran kartı demek. Kamuoyundaki genel bir yanılgı da Playstation 4 ile birlikte 4K çözünürlükte oyunların oynanabileceği. Ancak bu da gerçekleşmeyecek. 4K videoları izleyebileceksiniz ancak oyunlarda bu geçerli olmayacak. Zaten şu anda bu çözünürlükte oyunları oynatabilecek bir donanımın olmaması (olsa bile binlerce dolar harcanması gerektiği) gerçeği de göz önüne alınarak doğru bir karar olmuş.

Abi geçeyim mi?

Herhalde bizim neslin en tanıdık cümlelerindendir “Abi geçeyim mi?” Atari salonuna gidersiniz, ancak Street Fighter’da bir türlü Mr.Bison’u yenemezsiniz. Ha bire jeton harcarsınız. Bu sırada yanınıza ufak bir çocuk gelir ve “Abi geçeyim mi?” diye sorar, siz de makinayı ona bırakırsınız, o da tüm vaktini orada geçirmenin avantajıyla Mr. Bison’u döver ve makinayı tekrar size bırakır. Bu artık Playstation 4′te yaşanacak. Bir oyunda takıldığınız zaman, Playstation 4 sahibi başka bir arkadaşınızı oyununuza davet edip, kontrolü ona bırakıp geçemediğiniz bölümü arkadaşınızın geçmesini zevkle izleyebileceksiniz. Böyle bir teknolojiye sahip olabilmek için Sony’nin temmuz ayında Gaikai’yi 380 Milyon $’a satın aldığını belirtmekte yarar var; ki bu Sony’nin yaptığı son yıllardaki en önemli hamlelerden biridir.

Pes 2013′ü Playstation 4′te oynamanın tadı bir başka… olmayacak

Maalesef net bir biçimde açıklandı. Playstation 4′te geriye uyumluluk olmayacak. Yani şu anda Playsation 3′te oynadığınız oyunların hiç birini Playstation 4′te oynayamayacaksınız. Bu şu anlama geliyor: Mevcut oyunlarınızı oynamak istiyorsanız Playstation 3′ü satıp, Playstation 4 alamayacaksınız. İlk 1-2 sene neredeyse tüm oyunlar hem Playstation 3′e, hem de Playstation 4′e çıkacak. Muhtemelen aynı özelliklere sahip olacağı ve Playstation 4 oyunlarının daha pahalı olacağını düşünürsek, bir süre daha Playstation 3′ünüzü elinizde tutmak mantıklı bir karar olacaktır.

Gol atarsan paylaş, atamazsan beğen….

Etkinlikte açıklanan diğer bir konu da Playstation 4′ün sosyal ağlarla iletişimi oldu. Bundan böyle eğer PES’te arkadaşınıza şahane bir gol atmışsanız, yeni joystick’in üzerinde yeni gelen bir tuşa basarak anında golü sosyal paylaşım ağlarına yükleyebileceksiniz. Playstation 4 ile facebook, twitter, google+,youtube ve bir çok sosyal mecra artık sadece bir tuş uzaklığında olacak.

Bir ekranın nesi var, iki ekranın sesi var

Playstation 4, küçük kardeşi Vita’yı ikinci bir ekran olarak da kullandırabilecek. Bunu ekrandaki görüntünün aynısı başka bir ekranda da görülecek olarak algılamayın. İkinci ekranda ana ekrana sığmayan veya bakmak için oyunu durdurmak gereken görüntüler için kullanılacak. Örneğin Grand Theft Auto oynarken şehrin haritasına bakmak için artık oyunu durdurup haritayı açmanıza gerek olmayacak. Vita ekranında sürekli harita açık olacak ve siz, konumunuzu oradan takip edebileceksiniz. Umarım bu Vita ile sınırlı kalmaz ve diğer mobil cihazlarla da uyumlu hale gelir.

Elimizdeki tek fotoğraf…Yeni joystick

Playstation 4 ile ilgili açıklanan elimizdeki tek görsel yeni joystick. Genel yapısını korusa da Playstation 3 joystick’inden önemli farklı olacak. Bunların ilki jiroskop. Bu özellik sayesinde oyunlar sadece tuşlara değil aynı zamanda hareketlere de duyarlı hale gelebilecek. Böylelikle oyun desteklerse bir arabayı döndürmek için kolu solu çekmek yerine, joystick’i sola doğru eğmek yeterli olacak. İkinci değişiklik ise dokunmatik ekran. Açıkçası bunun oyun oynamaktan daha ziyade oyun dışı ekranlarda kullanılacağını düşünüyorum. Üçüncüsü yukarıda da bahsettiğim paylaş düğmesi. Bu düğmeyle sosyal ağlarla iletişim kurabileceksiniz. Dördüncü değişiklik ise hoparlör ve kulaklık çıkşı. Bu sayede patlama efektlerini sadece televizyondan değil joystick’inizden de duyabileceksiniz. Kulaklık çıkışı ile de kimseyi rahatsız etmeden isterseniz kulaklığınızla oyun oynayabilecekseniz.

Ne zaman çıkacak? Fiyatı ne olacak?

Tanıtımın belki de en büyük süprizi ne zaman çıkacağının açıklanacağı zaman oldu. Bu sene!!! Evet bu sene. Kasım ayında Amerika’da ve Japonya’da çıkacak. Bu da, en geç 2014′ün başında avrupa ve Türkiye’ye geleceği anlamını taşıyor. Fiyat olarak net bir şey söylenmedi ancak Playstation 3′ün çıkış fiyatının da altında kalarak 599$’ın altında olacağı açıkladı.

 

Şimdi gözler Microsoft’ta… Haziran ayında yapılacak uluslararası oyun fuarı E3′te yeni Xbox’ın tanıtılması bekleniyor. Şahsi fikrim Xbox’ın Playstation 4′ten daha iyi bir ürün ortaya koyacağı. Ancak Microsoft’un, Playstation 4′ün bu yeni özelliklere karşı nasıl hamleler yapacağını merak etmiyor da değilim. Hele Xbox da açıklansın asıl savaş o zaman başlayacak ve kesin olan bir şey var ki bu durum biz oyunseverlere yarayacak.

Bugün, Sony’nin Playstation 2013 adlı bir videoyla 20 Şubat’ta bir etkinlik duyurması büyük heyecan yarattı. Beklenen, Playstation 4′ün tanıtımıın yapılacağı şekilde.

Böylelikle uzun zamandır dedikodu olarak duyurulan bilgilerin ne kadarının doğru olacağını sonunda göreceğiz. Neydi bu dedikodular derseniz:

  • Kod adı “Orbis”, Sony’nin şu ana kadar verdiği isimlendirmeye bakılırsa piyasa adı büyük ihtimal “Playstation 4″ olacak.
  • AMD Jaguar mimarisi üzerine kurulu 8 Çekirdek işlemci kullanacak
  • 8 GB Ram kullanacak
  • Ulrta HD (4096×2160) çözünürlüğe sahip olacak
  • ATI Radeon HD 7670 (1Ghz – 1Gb Ram)
  • 2013 Christmas’ında satışa sunulacak
  • 400$ seviyesinde olacak (Bizde tahmini 1500-2000 TL gibi olur)
  • Geçmişe uyumlu olmayacak, yani PSX3 oyunları oynanamayacak
  • Bir oyun konsolla eşleştirilecek ve maalesef başka makinada çalışmayacak (Aynı haltı Xbox 720 de yiyor.)
  • Gamepad’de bir değişiklik olmayacak, sadece bir tane dokunmatik düğme gelecek.

Belirtmeden geçemeyeceğim Microsoft hala Xbox için sessizliğini koruyor. Onun da haziranda yapılacak E3 fuarında tanıtılması bekleniyor.

Sony’nin duyurduğu ilgili etkinliğin videosu:

Oyun nerede oynanır? Konsol’da mı, PC’de mi? Bu tartışma da tıpkı Canon-Nikon, Alex-Hagi, Sirke-Limon tartışması gibi asla bitmeyecek.

Öncelikle iki tarafın artılarına bakalım:

Konsol:

  • Koltuğa kurularak büyük televizyondan oynamanın rahatlığı.
  • Oyunların ezici bir çoğunluğu gamepad’la oynanmak için tasarlanması
  • Kurulum gibi dertlerle uğraşmamak

PC:

  • En yeni konsolun 2005 yılında yapıldığı düşünülürse ezici donanım üstünlüğü
  • Yine üstteki madde, başka bir şeye gerek var mı? J

İşte bu savaşın farkında olan Steam Aralık-2012′de çözüm olarak Big Picture’ı duyurdu. Peki nedir Big Picture?

Kısaca televizyona bağlı bir bilgisayarda Steam client’ın üzerinde çalışan bir mod. Client’ta sağ üstteki Big Picture ikonuna tıklıyorsunuz ve ekran full screen olup, client tamamen gamepad’le kontrol edilebilir bir hale geliyor. Bundan sonra gamepad’inizle steam store’daki oyunları gezebiliyor, trailer’ları izleyebiliyor, satın alabiliyor ve en önemlisi kütüphenizdeki oyunları oynayabiliyorsunuz. Aynı zamanda bir browser ve steam üzerindeki arkadaşlarınızla konuşabilmek için bir chat client’ı. Steam üzerindeki gamepad destekli oyunları daha rahat görmeniz için özel bölümü bile var. Eğer steam’i açılışa koyduysanız, “Steam’i her zaman Big Picture modunda aç” seçeneğiyle bilgisayarınızı konsol gibi kullanabiliyorsunuz.

İlla gamepad de şart değil, isterseniz klavye mouse ikilisiyle de devam edebilirsiniz.

Daha detaylı bilgi almak için:

http://store.steampowered.com/bigpicture/

Bu da tanıtımı:

 

Bu yazımda dijital olarak oyun satın alınabilecek en önemli sitelere değinmek istedim. Baştan söyleyeyim torrent’in, netload’un, rapidshare’in ne demek olduğunu gayet iyi biliyorum. Üniversite zamanımda da çok fazla korsan oyun oynamışlığım vardır. Ancak hayatını yazılımdan kazanan ve hobi olarak oyun programlamaya çalışan birisi olarak oyunları gücümün yettiğince satın almayı tercih ediyorum. Eskisi gibi oyun çıkar çıkmaz illegal indirmenin peşinde değil, %50 indirime ne zaman gireceğin peşinde koşuyorum. Eğer oyuna para vermemeyi tercih ediyorsanız en azından güncel oyunları takip edebileceğiniz bir yazı olarak da okuyabilirsiniz.

Steam:

http://store.steampowered.com/

Açık ara en iyi dijital oyun satın alıp indirebileceğiniz sitedir. Favori sitem olmasının 5 büyük nedeni var:

  • Özel gün indirimleri (Midweek madness, Black Friday, Christmas gibi.)
  • Portal 2 Yapımcısı olmaları. (Çoğu insan için aynı zamanda Counter Strike’ın yapımcıları olmaları da bir sebep sayılabilir.)
  • Greenlight (Başka bir yazının konusu)
  • Başka siteden daha ucuza Steam DRM’ine sahip oyun bile alsanız buradan indirebilmeniz. (Bu da başka bir yazının konusu)
  • Big Picture (Bunu da sonraya saklayalım)

İndirimleri takip ettiğinizde 60$’lık oyunları 15$’a bile alabiliyorsunuz. İndirim yapılan günler de hiç sürpriz değil, çoğu önceden belli. Her Çarşamba ve Cuma, Christmas ve Black Friday. Örnek vermek gerekirse bugün çarşamba ve resimde gördüğünüz üzere 30$’lık Alan Wake 7.5$’a satılıyor. Yılbaşında D&R’da 99 TL’ye satılan L.A. Noire’ı 3$’a satıyorlardı. Ayrıca eğer benim gibi eski Icon Adventure oyunlarını seviyorsanız 2-3 $’a birçok oyun bulabilirsiniz. Monkey Island’ın remake’ini kesinlikle tavsiye ederim.

Unutmadan belirteyim Mac ve Linux platformlarına da çalışıyorlar. Hatta şu anda Linux işletim sistemine sahip olacak bir konsol üzerinde çalışıyorlar.

GOG (Good Old Games):

http://www.gog.com/

Uzun süredir takip ettiğim bir siteydi ama ne zaman dijital oyun satıcısı oldu onu kaçırmışım. Eskiden ana sayfada gog’un yanında Good Old Games yazardı ama artık sitede bir yerde bu adı göremiyorum. Birçok eski oyunun yanı sıra yeni oyunları da bulabiliyorsunuz. Bazı zamanlar indirimleri steam’den bile daha avantajlı oluyor. Örneğin bu hafta başı release olmuş Omerta’ya ön sipariş aşamasında steam %10 indirim verirken, burası %25 indirim verdi. Eğer oyunda steam drm’i varsa oyunu buradan satın alıp steam’den indirebilirsiniz.

Amazon:

http://www.amazon.com/Game-Downloads


Dikkatli takip edildiğinde en büyük indirimleri yapan site. Çoğu oyun yine steam drm’ine sahip ve buradan satın alıp steam’den indirebiliyorsunuz. Normal indirimlerinin yansıra bir sonraki alışverişinizde 5$ indirim gibi kampanyalar da yapıyorlar. Oyun indirebilmek için Amerika’da bir adrese sahip olmak gerekiyor. Ancak bu bir problem değil. Çünkü google’da rastgele Amerika’daki bir hoteli aratıp adresini verebilirsiniz. Ben Orange Country Choppers hatırına Orange Country Hotels diye aratıp ilk çıkan otelin adresini vermiştim ve hiçbir sorun çıkmadan oyunumu indirmiştim.

Desura:

http://www.desura.com/

Eğer oyuna para vermek istemiyorsanız, Indie oyun (Bu ne ki diyorsanız, kısaca özetleyeyim: bloğumun konseptini değiştirme sebebim J) seviyorsanız, daha bir oyun ünlü olmadan keşfedip sonradan sağa sola “ben bu oyunu beta’dayken (hatta alfa’deyken) oynadım, hata yapımcısına mail atıp, şuraya da şunu ekle dedim; ekledi.” gibi artistikler yapmak istiyorsanız burası sizin siteniz. Steam gibi kendine ait bir client kurarak yüzlerce oyunu ya çok ucuza ya da bedavaya oynayabilirsiniz. (Yanlış hatırlamıyorsam client kurmadan da oyunları indirebiliyorsunuz.) Greenlight’taki birçok oyun burada mevcut. Tekrar belirteyim, burası Indie oyun sevenler için cennetin diğer adı.

Battle.Net:

https://eu.battle.net/account/management/get-a-game.html

Dükkânı gezmek için bile giriş yapmak zorundasınız. Blizzard’ın ürünlerini (Starcraft,WOW,Daiblo vb..) satın alabileceğiniz tek yer. Tabi ki starcraft için değer. J Yeri gelmişken belirteyim Diablo’nın Allah belasını versin.

Origin:

http://store.origin.com/

Bana en samimiyetsiz, en itici gelen site. EA’in oyun satma dükkanı. Çoğu zamanlar oyunları diğer sitelere vermeyip direk buradan satıyorlar. İndirmeye mecbur kalıyorsunuz. Hakkında bu kadar yazmak bile yetti.

Play Store:

http://www.playstore.com/

Bildiğim kadarıyla tek Türkçe dijital oyun alabileceğiniz site. TTnet’e ait. Oyunlarının çoğu (belki de hepsi emin değilim) Steam DRM’ine sahip. O yüzden buradan oyun almadan steam’den orijinal fiyatına bakmanızı tavsiye ederim. Bunun yanında çok avantajlı fiyatları da olabiliyor. Bu yazıyı hazırlarken bugünkü fiyatlarına baktığımda steam’in 49$’a sattığı Farcry 3′ü 60 TL’ye sattıklarını gördüm. Ttnet’e sahip olanlara kredi kartına taksit yapmaları sanırım en büyük artıları.

*****************************************************

En güzelini sona sakladım:

Reddit:

http://www.reddit.com/r/GameDeals

Bilen bilir reddit internet’in en büyük forum sitesi. Sakın tasarımına adanmayın içinde saatlerce kaybolabilirsiniz. Yukarıdadeğindiğim veya atladığım tüm dijital oyun satan sitelerdeki indirimleri kolayca takip edebileceğiniz bir yer. Yayındaki veya gelecek olan kampanyalar, indirim kuponları hepsi bu sitede. Örnek vermek gerekirse bir bakışta Street Figter’ın steam’de %66 indirimle 20$’a satıldığını veya seri halinde satın alındıkları zaman bazı oyunların gog.com’da %55′e kadar indirim alabildiğini görüyorum.

Browser’ımdaki en önemli bookmark’lardan bir tanesi ve dijital oyun almayı seviyorsanız size de kesinlikle öneririm.